Pazar, 05 Eylül 2010
  • Ana Sayfa
  • Biyografi
  • Prodüksiyonlar
  • Albümler
  • Haberler
  • Stüdyo Poem
  • İletişim
  • Basında
  • Ödüller
  • Fan Club
  • Multimedya
    • Fotoğraflar
    • Video Klipler
    • Röportajlar
    • Konserler

Üye Girişi

Şifrenizi mı unuttunuz? Kayıt ol

Online Ziyaretçiler

Sitede 2 konuk çevrimiçi
Aşk-ı Hürrem Yazdır e-Posta

CAN ATİLLA

" AŞK-I HÜRREM"

Satılacağı pazara doğru sürüklenirken donuk gözlerle bakıyordu çevresine. İşte o an, ne pahasına olursa olsun kaderini değiştirmeye yemin etti. Yüzüne buz gibi bir tebessüm yayıldı ve bu tebessüm hayat boyu hiç değişmedi.

 

Albüm hakkında:

“ O zamanlar başka bir müzik vardı, bilmek imkansız ama hayal edebiliriz….”

Osmanlı’nın en güçlü ve en tehlikeli kadını Hürrem’i müzikle anlatmak….Bu üçleme onunla başlamıştı ve onunla son buluyor.Ne garip, ben hiç böyle planlamamıştım halbuki.

Zaman garip bir bilinmezlik aslında, bir zamanlar bir şeyler yaşanıyor, yüzyıllar sonra  “ sadece sanat ” onları tekrar canlandırıyor ve olayları anlamamız, hissedebilmemiz için bizlere yol gösteriyor.

Hürrem’i tanımaya başladığımda bana Lady Macbeth ‘i hatırlattı. Onun acımasız kişiliğinin derinliklerini keşfetmek için çocukluk hatıralarından yola çıktım. Tatarlar tarafından ailesinden kaçırılan onlu yaşlardaki Nastasia’ nın melankolik ruh halini “Aşk – ı  Hürrem” parçasıyla anlatmak istedim. Haremin ve Sarayın kasvetli atmosferini albüme yansıtmamaya özen gösterdim. Saraydaki ve özellikle Haremdeki “Karanlık Satranç” oyununa yer vermeyi ise edebiyatçılara bıraktım.

Farsça divan edebiyatında “Muhibbi” olarak bilinen Kanuni’nin Hürrem’e yazdığını tahmin ettiğim şiirlerinden seçmeleri usta tiyatro sanatçısı Rüştü Asyalı ile birlikte hazırladık, ayrıca bu üçlemenin esin kaynaklarından biri olan “ Gayrı Resmi Hürrem” oyununun müziklerine de albümde yer verdim.

Ayrıca, Kanuni döneminin ölümsüz şahsiyetlerini de müziğimle yeniden anmak istedim.

Bu çalışmalarım esnasında yanımda olan herkese ve sanatımı paylaşabildiğim seçkin dinleyicilerime teşekkür ederim.

Aşk –ı  Hürrem’in, beni sizlerle bir kez daha aynı rüyalarda birleştireceği inancıyla…..

Tüm Orijinal Beste, Konsept ve Orkestral düzenlemeler

Can Atilla

 

Yapım: Poem Müzik Prodüksiyon

Stüdyo: Poem Studio

Prodüktör: Can Atilla

Kayıt, Mix : Can Atilla

Synthesizer -  Sound danışmanı: Bora Yoltay

Mastering – Editing: Marşandiz

Kapak tasarımı: Uğur Erbaş

İngilizce çeviri: Evren Geniş


Track List:

1 - Barbarosa - Denizlerin Efendisi / THE LORD OF THE SEAS  

“Kızılsakal” derlerdi ona. Denizler onun için yaratılmıştı sanki. Rakip tanımazdı ve Avrupalı denizcilerin üstlerine çılgınca giderdi. Efsane haline geldi adı. Yakalanması için ödüller kondu, her yerde görülüyor ama hiçbir yerde bulunamıyordu. Hayreddin’ in suların altında yaşadığı efsanesine inanan Avrupalıların ve Akdenizlilerin sayıları her geçen gün artmaktaydı.

They called him, the “Red Beard”. It seemed like, the seas were created for him. He knew no rivalry, and was attacking the European sailors wildly. His name became a legend. Awards were granted to get him. He was seen everywhere but could not be found anywhere. The myth that Hayreddin was living under the water, grew large and the believers to this myth in Europe and Mediterranean basin increased by each day.

Klavyeler: Can Atilla, Ney: Bilgin Canaz, Keman: Mete Yalçın, Darbuka solo: Berat Tekin,

Geri Vokaller: Başak Güleç, Burcu Güleç ve Groove Senfoni Orkestrası

 2 - Aşk-ı Hürrem / THE LOVE FOR HÜRREM  

Esir gemisinin rıhtımından kendini sonsuz sulara bırakmak istedi, ama sadece umutlarını ve hayallerini attı karanlıklara. Rogatina’dan, ailesinden asırlar önce kaçırılmış gibi hissetti kendini, sonra annesinin sesi geldi kulaklarına. Issız gecede parlayan dolunaya baktı. Annesinin ninnisiyle dolunayın şevkatli kollarında sonsuza dek uyumak için yumdu gözlerini.

She wanted to jump into the eternal seas from the dock of the slave ship, but only threw her hopes and dreams into the darkness. She felt like she was kidnapped from Rogatina, and from her family ages ago, suddenly she heard the voice of her mother. She looked towards the shining moon of the silent night. She closed her eyes to sleep for the rest of the eternity, embraced by the loving arms of the full moon, hearing her mother’s lullaby

Vetra privili menya
Moy dom v voobrajenii
Serdtse moyo pusto
Navsegda

Mogu poklyatsya
Na eto otobrajeniye
Eto son deviçiy
Tanets pod dojdyom v Ragatina

(Rusça’dan çeviri)

Rüyalarım getirdi beni şimdi
Hayalimdeki evime
Kalbim artık
Sonsuza kadar boş

Rogatina’da yağmurda
Dans eden küçük bir kızın
Rüyalarının gerçek olması üstüne
And içiyorum

Masmavi gökyüzünde
Kaybolmuş kutup yıldızı
Mehtaba sürgün olmuş hayaller
Geçmiş yiter gider

Sarmışsa ruhunu dalgalar
Anlatır gibi her şeyi
Kalbim barışmış gözyaşlarıyla
Nastasia elveda

My dreams brought me now
To the house of my dreams
My heart is in the
Emptiness forever

In Rogatina, under the rain
I am taking an oath
On a little girl who is dancing
That her dreams are to become real

At the bright blue skies
The lost northern star
Banished dreams to the moonlight
The past will be lost and gone

If the waves has embraced your soul
Like telling all the things
My heart made her peace with the tears
Nastasia, farewell

Söz: Can Atilla, Rusça çeviri: Ali Herischi, Rusça vokal: Lejla Jusic, Vokal: Ayça Dönmez, Klavyeler: Can Atilla Keman: Mete Yalçın, Perküsyon: Berat Tekin, Ud: Yıldan Dirik, Akustik,12 Telli ve Elektro Gitar: Ejder Çankayalı,

Geri Vokaller: Başak Güleç, Burcu Güleç ve Groove Senfoni Orkestrası

 3 – Harem’de ilk Dans / FIRST DANCE IN THE HAREM

İpeklere sarılmış ateş saçan bedeniyle dans sırasının ona gelmesini bekliyordu. Onu çağırdıklarında tahtta oturan Süleyman’ın gözlerinin içine, ruhunun derinliklerini görür gibi baktı. Nefesini tuttu ve kendini boşluğa bıraktı. Bitirdiğinde Sultan’ın cebinden çıkardığı mendilini omuzuna bıraktığını hissetti ve o andan sonra onun oldu.

She was waiting for her turn with her body in flames, covered with silk. When they called for her, she looked into the eyes of Süleyman, who was seated on his throne, as if seeing the deepest parts of his soul. She hold her breath and released herself into the blank. When she was finished, she felt that Sultan left his handkerchief on her shoulder, and she became his from then on.

Klavyeler: Can Atilla, Keman: Basri Üşen, Perküsyon:Berat Tekin,

4 - Gül Bahçesi / THE GARDEN OF THE ROSES  

Onu haremin bahçesine getirdiler ve yalnız bıraktılar, etrafına bakındı, sadece güller. Rogatina dağlarının kokusunu hatırladı birden. Kimsecikler yoktu görünürlerde. Kendi kendine bir şarkı söylemeye başladı, danslarıyla kendinden geçerken, yukarıdan onu izleyen Süleyman’ın hızlanan kalp atışlarından ve nefesinden habersizdi.

They brought her to the garden of the harem, and left her alone there. She looked around, there was only roses. There was nobody at sight. She started to sing along by herself. While she was losing consciousness by dancing, she was unaware of the accelerating heart beats and breath of Süleyman, who was watching her from above.

Hasret imiş derd-i dilim
Gülşende yoktur sevgilim
Bir gönlü aşık cariye
Esbab-ı halim bu benim

Gül bahçesinde yalnızım
Bülbüldedir derin sızım
Susadım aşk ummanından
Kanmak dileğimdir nazım


Yearning is the sorrow of my tongue
I have no lover around the roses
A female slave who is in love
This is my situation for the time being

I am alone in the garden of the roses
My deep pain is in the nightingale
I have thirst for the hope of love
My hope is to believe in it for the time being

Klavyeler: Can Atilla, Sözler ve Vokal : Ayşe Erdal, Ud: Bayram Coşkuner, Keman: Mete Yalçın,

Kanun: Deniz Göktaş, Perküsyon:Berat Tekin

5 - Mahidevran  

Valide Hafsa Sultan Kafkaslara haber saldı ve oğluna bir pırlanta istedi. Çerkesler onu seçtiler ve Manisa’daki veliaht’a gönderdiler. Gençlik yıllarından beri Süleyman’ın tek aşkıydı o, ta ki Hürrem gelene kadar. Ona ruhunu ve ilk oğlu Mustafa’ yı verdi, ama kader tüm çocuklarını ve geleceğini aldı götürdü.

Şimdi, içindeki sessiz çığlığı, geldiği Çerkes dağlarında yankılanmakta.

Mother Hafsa Sultan sent for the Caucasian and asked for a diamond for her son. Circassians chose her, and she was sent to Manisa where the heir was. She was the only love of Suleyman since his youth, until the arrival of Hürrem. She gave him her soul and his first son Mustafa, but fate took all her children and future away. Now, her silent scream inside is echoing on the Circassian mountains where she came from.

Solo Piano: Can Atilla, Keman: Mete Yalçın, Soprano: Elif Gökalp ve Groove Senfoni Orkestrası

 
6 - Muhibbi

Senin gamın, derdin bu gece güçsüz candan geçti gitti.
Göz yaşlarıma bak, yeryüzünü ve gökyüzünü doldurdu şimdi.

Kimsesizim, hali perişanım, kala kalmışım. Aşığım, sabırsızım ve acılar içindeyim.
O yürüyen servinin, sevgilimin ayrılığından, ayağı toprağa bağlı bir çam gibi kalmışım şimdi.

Aşk derdim için ne söyleyeyim ki, söylemek, anlatmak mümkün değil.
Ey doktor bir çare bul bana, çünkü gönül derdi bu can-ı aştı geçti.

Ey ay yüzlü sevgilim, senin aşkınla dertli oldum ne yapayım.
Kendi kendime bu bela içine düştüm ne yapayım.

Ey eziyet eden sevgili, senin elinde Muhibbi gibi
Akşam sabah kıyamete kadar feryat ediyorum.

Your sorrow, your worry is gone out from the weak soul tonight
Look at my tears, they filled the land and the sky now.

I have noone, I am miserable, all alone. I am in love, have no patience and in pain.
That walking cypress, the longing of my lover, I am like a chained pine to the ground now.

What should I say for this pain of love, it is not possible to say, to tell
O doctor find a remedy, because this pain of heart exceeded this soul far.

O my sweet lover, I am in pain because of your love, what can I do
I fell into this all by myself, what can I do

O cruel lover, such like a Muhibbi at your hands
I am crying out every night every morning, until the doomsday

Metin: Muhibbi – Gazeller ve Dörtlükler’ den seçmeler

Klavyeler: Can Atilla, Seslendiren: Rüştü Asyalı, Viyolonsel: Ahmet Dinleyen

 

7 - Muhteşem Süleyman / SULEYMAN THE MAGNIFICENT

Sonsuz barış içinde yaşanılan bir dünya hayal ederdi Süleyman. Dünya onun muhteşemliğinden bahsederken ona, “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi”, “Sultanlar Sultanı”, “Osmanlının en büyük Padişahı” derdi. Onun zamanında imparatorluk en zengin ve en güçlü dönemini yaşadı. Uçsuz bucaksız üç kıtaya adil kanunlar gitti.

Suleyman was dreaming of a world where everyone was living in an eternal peace. When the world was talking about his magnificiency, they were naming his as the “Shadow of God in the Earth”, “Sultan of the Sultans”, or the “Greatest Ottoman Sultan”. The empire lived its most prospereus and strongest era in his time. Just laws were spreaded to vast lands of the three continents.

Klavyeler: Can Atilla, Ney: Bilgin Canaz ve Groove Senfoni Orkestrası

8 - Rodos Korsanları / RHODIAN PIRATES  

Güneşten gelenler, bellerinde kılıçları ve durmak bilmeyen kahkahalarıyla yelkenlerin üzerinde uçuyorlardı adeta, “kara göründü” diye bağırdı birisi, hepsi toplandı, dümeni ve yelkenleri yeni ganimetlere doğru çevirdiler.

With their swords on their belts, and continous laughters, they were flying on their sail filled with winds; those who came from the sun. One cheered “The land is at sight”, all gathered. They changed the course of the steer, and the sail towards the new booty.

Klavyeler: Can Atilla, Soprano: Elif Gökalp, Keman: Mete Yalçın ve Groove Senfoni Orkestrası

9  –  Mum Işığında hayaller / DREAMS AT THE CANDLE LIGHT

Mimar Başı Sinan gecenin ıssızlığında yapayalnız odasında zamanın ötesine geçecek hayallerini çiziyordu. “ Taşlar’ın ruhu ancak insanları kucaklayarak sonsuza kadar yaşayabilir ” diye düşündü ve mumunu söndürdü. 

“Dünya durdukça, eserlerimi gören aklı selim sahiplerinin, çabamın ciddiyetini göz önünde bulundurarak bana insaf ile bakacaklarını ve hayırlı dualarla anacaklarını umarım inşallah”

Alone in his room in a lonely night, Sinan the Chief Architect was drawing his dreams which were to go beyond time. “The soul of the stones could only live forever by embracing humans” he thought, and puffed the candle. “I hope from God that the wise people who see my works, will look fair at me by taking my serious efforts into consideration and remember me with prayers of goodness, as long as the world remains”.

Klavyeler: Can Atilla

10 - Akdeniz’de günbatımı / SUNSET IN THE MEDITERRANEAN

Geminin burnu dalgalarla dans eder gibi sonsuzlara uzanıyordu. Kıyılarda el sallayan çocuklar tüm gemicilerin yüzlerine sıcacık bir tebessüm yayıyordu. Kıyıya yanaşmak için demir atıldı, denizciler tahta halatların üzerinden  limana ayak bastılar.

The nose of the ship was reaching into eternity as if dancing with the waves. Children, waving hands from the shores, were spreading a warm smile on the faces of the sailors. Anchor was casted to get close to the shore, sailors put their feet on the harbour over the wooden cabletows.

Klavyeler: Can Atilla

11 - Piri Reis’in Haritası / THE MAP OF PIRI REIS  

1470 yılında Gelibolu’da Muhiddin adlı bir çocuk dünyaya geldi. Amcası ile birlikte Akdeniz’in ünlü korsanlarından oldular. Kanuni’nin Rodos seferinde Osmanlı donanmasına katıldı.  1513 yılında ilk dünya haritasını ceylan derisi üzerine çizdi. Haritasında bilinmeyen dünyanın madenlerine, hayvanlarına, bitkilerine ve hayali yaratıklarına yer verdi.1528 de ikinci dünya haritasını hazırladı. Bu haritalar zaman içinde bilim ötesi birçok teoriye ilham kaynağı oldu.

In the year of 1470, a boy named Muhiddin was born in Gelibolu. He became a famous pirate of the Mediterranean with his uncle. He joined the Ottoman Navy in the Rhodian campaign of Kanuni. He sketched the first world map ever, on a gazelle leather in 1513. Mines, animals, plants and fictitous creatures of the unknown world took place on his map. He prepared his second world map in 1528. These maps appearantly became sources of inspiration for various theories beyond science in time.

Klavyeler: Can Atilla, Soprano: Elif Gökalp, Keman: Mete Yalçın, Ney:Bilgin Canaz, Kanun: Deniz Göktaş, Perküsyon: Berat Tekin


12 - Kitab – ı Bahriye / THE BOOK OF THE SEAS

Piri Reis’in 1520 de tamamladığı kitabı denizcilik bilgileri ve Akdeniz ile ilgili döneminin en kapsamlı kitabıydı.

Kıyılar, adalar, geçitler, boğazlar, körfezler, fırtına halinde sığınılabilecek limanlar ve kesin rotalar bu kitapta ayrıntılarıyla anlatılmaktaydı.

The book, finished by Piri Reis in 1520, was the most valuable book of its time, on the naval issues and the Mediterranean. Shores, islands, passages, passways, bays, harbours to be sheltered on the case of storms, and exact routes were drawn in this book with details.

Klavyeler: Can Atilla


13 - Kefe – İnsan Pazarı / CHAFA: THE HUMAN BAZAAR

Nastasia donuk gözlerle bakıyordu çevresine. Yarı baygın bir halde, diğer kızlarla birlikte pazarın ortasına doğru sürükleniyordu. Rüzgardan tozlar yerden kalkıyor peçesinden içeri, gözlerine doluyordu. Konuşulan hiçbir şeyi anlamıyordu. Sadece bağıran bir sürü insan ve çaresiz, günahsız yüzlerce köle. İşte o an, kaderini her ne pahasına olursa olsun değiştirmeye yemin etti. Yüzüne bambaşka, buz gibi bir tebessüm yayıldı ve bu tebessüm hayat boyu hiç değişmedi.

Nastasia was looking around with blank eyes. Half unconscious, she was being dragged towards the center of the bazaar along with other girls. Dust was flowing from the ground with wind and filling into her veil and eyes. She could not understand a word from the language being spoken around. Only a huge number of people shouting around, and hundreds of hopeless slaves, with no fault. Right at that moment, she swore on changing the course of her fate at any expense. A different, frozen smile appeared on her face, and this smile never changed for the rest of her life.

Klavyeler: Can Atilla, Ney: Bilgin Canaz ve Groove Senfoni Orkestrası

 14 - Gayrı Resmi Hürrem – “Nastasia’nın teması” ( Sahne Müziği Orkestral Versiyon )

THE UNOFFICIAL HURREM:  THEME OF NASTASIA (Stage Music - Orchestral Version )

“Afife Jale Yılın Tiyatro Müziği” ve “Tiyatro Tiyatro” En Başarılı Sahne Müziği ödülleri

Stage music composed for the Ankara State Theater. Winner of the “Afife Jale Best Theater Music of the Year”, and “Tiyatro Tiyatro Best Stage Music” awards.

Klavyeler: Can Atilla, Vokal: Ayşe Erdal, Yaylı Tambur: Ezgi Berberoğlu, Ud: Giray Soğancı ve Groove Senfoni Orkestrası

15 – Aşk – Hürrem / THE LOVE FOR HURREM ( Radio edit )

Söz: Can Atilla, Rusça çeviri: Ali Herischi, Rusça vokal: Lejla Jusic, Vokal: Ayça Dönmez, Klavyeler: Can Atilla Keman: Mete Yalçın, Perküsyon: Berat Tekin, Ud: Yıldan Dirik, Akustik,12 Telli ve Elektro Gitar: Ejder Çankayalı,

Geri Vokaller: Başak Güleç, Burcu Güleç ve Groove Senfoni Orkestrası

 
Tüm Hakları Can Atilla'ya aittir.
ByDesign 2008 Tarafından Hazırlanmıştır.